Objektif Haber

Saat

Saat
Ebru Boyra Gürbüz( e.gurbuz@objektifhaber.com.tr )
25 Mart 2021 - 8:52

Uyandı ve geçen sene bugün, babasının hediyesi olan telefonuna bakmak için uzandı. Tarihi çok iyi biliyor olmasına rağmen yine de kontrol etti, ‘26 Mayıs 2014’. Kendi kendine gülümseyerek yatağından kalktı ve “bugün güzel bir gün olacak” diyerek kollarını geriye açarak gerindi.

Annesinin kendisine öğrettiği şekilde yatağını dikkatlice toplayıp, dolabını açtı ve dünden karar verdiği kıyafetleri yatağın üstüne özenle yerleştirdi. Geçen sene kimin hediye ettiğini bile hatırlamadığı favori marka kot pantolonunu ve mavi kazağını üzerine geçirip, aynada kendine bir bakış attıktan sonra odasından çıktı. Banyoda yüzünü yıkayıp, saçlarını düzelttikten sonra aşağıda annesinin gelecek misafirler için hazırladığı kurabiyelerin kokusu eşliğinde merdivenleri koşar adımlarla indi.

“Günaydın” diyerek annesine sarılırken bir taraftan da neler hazırladığını kolaçan etti. Her şey harika görünüyordu. Kurabiyeler, kekler, börekler, çeşit çeşit tatlılar. Hepsi ayrı ayrı servis tabaklarına dikkatlice yerleştirilmiş ve sunuma hazır hale getirilmişti.

Harika bir 15. yaş günü partisi olacaktı.

Ayaküstü bir şeyler atıştırdı ve salona geçip kendini koltuğa attıktan sonra cep telefonuna gelen sayısız doğum günü mesajlarına tek tek cevap vermeye koyuldu. Babası belli ki sipariş verdikleri doğum günü pastasını almak için çıkmıştı.

Acaba bu sene ne almıştı, yeni bir telefon mu yoksa hep istediği o son model bilgisayarı mı?

Farkında olmadan heyecanlandı ve telefonu koltuğa fırlatıp yerinden kalktı. Arkadaşlarının neredeyse gelmek üzere olduğunu düşünüp annesine son hazırlıklar için yardım etmeye koyuldu. Babası da gelip, son olarak pasta da masada yerini bulduğunda her şey tastamam ve muhteşem görünüyordu.

Birbirini takip eden zil sesleri ile hemen hemen tüm arkadaşları toplanmış ve parti başlamıştı. Şarkılar, danslar, pastanın üflenmesi, fotoğraf çekimleri, hediyelerin açılması derken zamanın nasıl geçtiğini anlamadı bile. Kıyafetler ve kitaplarla dolu hediyelerin arasında ne beklediği telefon ne de bilgisayar vardı bu kez.

Biraz hayal kırıklığı yaşasa da belli etmemeye çalışarak partisinin tadını çıkarmaya koyuldu.

Müziğin sesinden son anda duyduğu kapının zili bir kez daha çaldığında, tam kadro davetlilerden ayrılıp kapıya yöneldi. Açtığında kimse yoktu ama yerde özensiz bir şekilde sarılmış bir hediye paketi duruyordu. Merakla kimden geldiğine baktı ama üzerinde hiçbir not yoktu. “Belki içindedir” diye hemen paketi açtı. Bir saatti bu ama içinde de herhangi bir not göremiyordu. Saati diğer hediyelerin arasına bırakıp arkadaşlarının yanına döndü…

Herkes gidip, ortalık toplandıktan sonra anne ve babasına “iyi geceler” dileyerek odasına çekildi.

Hediyeleri tek tek incelerken saate gitti eli. Acaba kimden gelmişti? Saatten çok bir kronometre gibi dursa da aslında şıktı. Ama her anlamda bilindik saatlerden farklı görünüyordu. Üstünde tek bir düğme vardı ve saatin etrafında bilmediği dilde yazılmış yazı bir vardı. Hemen bilgisayarı açtı ve ne yazdığını öğrenmek için tek tek harfleri girdi.

“Bu saatteki zaman sadece sahibine ait zamandır”

Ne demek oluyordu bu?

Son derece havalı görünen ve kimden geldiğini bilmediği hediyeyi koluna taktı ve düğmesine bastı. Bir saatin aksine, onar yıllık periyotlar halinde tasarlanmış gelecekteki yıllar dijital bir ekrandaydı. Kaç yılına kadar devam ettiğini görmek için düğmeye bastıkça, bazı yılların sarı rakamlarla yazıldığı gözünden kaçmamıştı.

Saatteki son tarih ise 2070 yılıydı…

Günler günleri, yıllar yılları kovaladı ve 21. yaş gününü dünyayı saran bir virüs yüzünden sadece anne ve babasının katıldığı sade bir parti ile kutlayabildi. Pastasını bile üfleyemeden eli ile söndürdü ve evde sosyal mesafelerine dikkat ederek pastalarını yudumladılar.

Doğum gününden bir gün sonra nefes alma zorluğu ile hastaneye yatırıldığında epey zor zamanlar geçirmiş, neyse ki hastalığı atlatıp eve dönmüştü. Tüm dünyanın eve kapandığı günlerde, o da odasına kapanmış ve herkes gibi sıkıntıdan patlamıştı. Yine böyle günlerden birinde sıkıntıdan çekmecelerini karıştırırken kendisine hediye edilen o tuhaf saati buldu ve saati incelerken 2020 yılının sarı renkle yazıldığını fark etti. Daha önce de bunu görmüş ve üzerinde durmadığı için unutmuştu. Bir anda aklına gelen düşünce ile başı resmen zonklamaya başladı. Ya bu saat gerçekten de sadece kendi zamanını gösteriyorsa?

Hızla ilerleyip unuttuğu son tarihe baktı, 2070 yılı yani 71 yaş…

Doğruysa daha çok zamanı vardı. 50 koskoca yıl. Ama son yılı görmek için atlarken fark ettiği bir sarı yıl daha vardı, ‘2034’

Kafası çok karışmıştı ve saatin kendi hayatına göre kurulduğuna kendini inandırmıştı. Peki 2034 yılında onu bekleyen şey neydi? Her ne ise onu da atlatacağına da emindi çünkü zamanı o yılda sona ermeyecekti.

Birkaç yıl içinde dünyayı sarsan hastalık tamamen kontrol altına alındığında, mezun olmuş ve bir iç mimar olarak kariyerine başlamıştı. Kolundan çıkarmadığı saati artık kendinden bir parça olmuştu adeta. Yıllar içinde mesleğinde artık tanınmış bir insanken eşi ile tanıştı ve aşık oldu. Kısa sürede evlendiler ve bir kızları olduğunda dünyanın en mutlu insanıydı sanki.

Yaşadığı her anın tadını çıkarmayı başarmış, mutlu olmuş; eşini, kızını, anne ve babasını da mutlu etmişti. Ama 2034 yılı hep aklının bir köşesindeyken, istemeden de olsa endişe duymuş ve korkmuştu içten içe. Ve o yılın doğum gününün tam da ertesi günü yanılmadığını da anladı. Yaşadığı şiddetli baş ağrıları sonrası gittiği doktor ona beyninde bir tümör olduğunu söylediğinde hem korktu hem de saatin gerçekliğine artık iyice emin olduğundan bunu atlatacağına da emindi.

Atlattı da…

Başarılı geçen bir ameliyat sonrası eski sağlığına tamamen kavuştu ve artık tek bir hedefi vardı. Ömrünün sonuna kadar mutlu olmak. Çünkü başka sarı bir yıl yoktu saatinde. Yaşanacak en kötü şey de yaşanmış ve bitmişti. Yıllar geçtikçe de başardı bunu. Hayata hep gülümseyerek bakarken, çevresindeki herkesi de gülümsetmeyi başarabildi. Her zorluğun üstesinden kolaylıkla gelirken, başarılarına başarı kattı. 2070’e yaklaşırken dönüp geriye baktığında mutlu bir hayatı, mutlu bir evliliği olduğunu düşündükçe daha da mutlu oluyor ve ona bahşedilen bu güzel hayat için her seferinde şükrediyordu.

Torunları, üzerinde 71 yazan mumla süslenen pastayı üflemesi için önüne koyduklarında o hiçbir dilek dilemedi ve etrafını çevreleyen mutluluk için son bir kez daha şükretti. El ayak çekilip herkes evlerine çekildiğinde, geçen sene kaybettiği karısının fotoğrafını eline alıp koltuğunda arkasına yaşlandı ve sabahı beklemeye başladı. Gözlerini kapattı ve farkında olmadığı bir gülümseme ile saatine dokunurken, mutlu hayatının özeti geçti aklından. Ne kadar şanslı olduğunu düşündü son bir kez…

Saatlerce oturdu öylece koltuğunda. Sabah olduğunu fark ettiğinde hala neden hala hayatta olduğuna cevaplar ararken gözü saatine ilişti. Saatte artık ne bir yıl yazılıydı ne de başka bir şey. Kapkara bir saatti gördüğü sadece.

Ve hayatında ilk kez unuttuğu bir duygu bütün benliğini sardı, artık mutsuzdu…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
1 ADET YORUM YAPILDI
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Gamze Daştan1 Haziran 2021 / 10:08Cevapla

Tebrikler👏🏻

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.