Objektif Haber

CİĞER SARMA

CİĞER SARMA
Sebahattin Pıravadalı
Sebahattin Pıravadalı( sebahattin@objektifhaber.com.tr )
06 Mart 2021 - 16:55

“Haydi bitir şu yumurtanı, kedi gibi yalanıp durma. Hava güzel kapan olmadan dışarı çıkalım”

“Babaanne, saat sabah daha yedi buçuk”

“Kızım ev toplanacak, bak yatağın bile dağınık iyice püsür oldun sen”

“Püsür ne babaanne?”

“Bak şimdi geliyor ama beş kardeş, hala sallanıyor”

Çıkmaları saat 10’u buldu. Bakkal Ali seslendi içerden, “Ekmek ayırayım mı Neriman Hanım?”

“Ayırma gidip fırından alıcam kendi gözümle seçip”

Süleyman Şeker Okulu’nun yanından geçerken budanmamış ağaçların dallarına takılmış naylon torbalarını görünce torun güldü.  “Bak babaanne naylon ağacı”

O anda dikkatli bakınca çöplüğe dönen bahçeyi gördü. Hemen durdu mantosunun düğmelerini açıp, yeleğinin iç cebine yerleştirdiği ikinci el yeni aldığı cep telefonunu çıkardı. “Gel bakalım nasıl işliyor  bu, şööle yakından” deyip torunun eline verdi.

“Düşürme sakın, çek şu mezbeleliği”, torun iki üç yerden çekti fotoğraflarını.

“Göster bakayım. Tamam olmuş, şimdi bunları belediye başkanı yardımcısına gönder” dedi.

“Kime babaanne?”

“Kızım orda yazıyor başkan yardımcısı diye”

Torun buldu, bütün fotoğrafları gönderdi.

“Şimdi çevir bakalım numarayı. Evladım merhaba ben Neriman teyzen Çınarlı’dan. Heh işte ben. Gördün mü fotoğrafları? Tamam sağ olasın kuzum, oğlum hadi sana zahmet hallet şu işi. İyi adam bu babası da Atatürk İlkokulu’nda öğretmendi nur içinde yatsın. Ne yakışıklı adamdı.”

İndiler çarşıya, ana cadde aralarına korona tedbiri için kurulmuş barikatlar arasından geçtiler.

Kasaba uğradı, ciğer sarma için gerekli takım ciğeri ve gömleğini aldı. Lale Ekmek Fırınına uğradı.

“Nerelerdesin sen Neriman Hanım özlettin kendini” dediler.

İkili tava ekmeğini aldı fırından, “Senin deden topçuydu biliyon mu? Ramazan topunu su deposunda rahmetli deden patlatırdı. Biz daha çocuktuk o zamanlar”

Fotoğraflarını gösterdiler Kayıkçı Sefer Fışkın’ın, “İşte topçu dedem bu rahmetli”

Güldü bakt, “Nur içinde yatsın”

Eve doğru yaklaşınca Süleyman Şeker Okulu’nun bahçesinde bir motor sesi. Yanaştı bahçeye doğru Trenci Şeref, Kara Zehra, Paytoncu’nun Nazife’yi ağız ağıza yakaladı yine.

“Yok anacım sahipsiz bırakmaya gelmiyor bu adamı, sokak ortasında yiyecekler gözleri kör olasıcalar.”

Yürüdü yanlarına, maskesini iyice kapattı yüzüne. Tam o sırada kepçeyi kullanan operatör yanlarında durup kontağı kapatıp indi aşağı. “Neriman Abla sen söylemişsin bizim başkana, resimde atmışsın telefondan. Bize gösterdi gidin halledin Neriman Hanım’ın işini dedi atladık geldik, var mı başka bir emrin?”

Yüzüne renk geldi sanki birden güldü maskenin arkasından kıkırdadı, “Yok evladım ellerinize sağlık var olun başkana selamımı söyleyin çay içmeye de beklerim.”

Trenci Şeref şaşkın dinliyordu, Kara Zehra’yla  Paytoncu’nun Nazife ağzı açık bozulmuş döndüler sırtlarını yürüdüler. Tuttu kolundan sarstı Trenci Şeref’i, “Şeref Bey bu akşam küçük rakıyla bekliyorum. Ciğer sarma yapıcam ağzına layık geç kalma başka emrin varsa söyle” dedi.

Bunları söylerken de kendi sesini tanıyamadı.

“Rica ederim Neriman Hanım” derken şaşkınlığı gitmemişti Trenci Şeref’in.

“Senin emrin olur, hava kararmadan sizdeyim.”

Döndü sokağa baktı, “Kepçeciye haydi oğlum kolay gelsin başkana selamımı unutma”

Eve doğru yürürken, Çınarlı Caddesi’ne sığmıyordu, “Kız senden korkmayan, tövbe Allah’tan korkmaz” dedi içinden.

Dikti başını…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.