Objektif Haber

“Salgında ilk okullar kapanmamalıydı”

“Salgında ilk okullar kapanmamalıydı”
02 Mart 2021 - 15:49

CHP Belediye Meclis Üyesi ve Kavram Anadolu Lisesi Müdürü Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu, salgında ilk okulların kapatılmasını doğru bulmadığını söyledi. Karabacakoğlu, “İlk kapanan yerler okullar değil, direnç gösterilerek gerekli tedbirler alındıktan sonra kapanacaksa da en son yer olmalıydı” dedi.

Bandırma’da eğitim, siyaset ve sosyal hayatın önemi isimlerinden CHP Belediye Meclis Üyesi ve Kavram Temel Lisesi Müdürü Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu ile gündeme dair değerlendirmelerde bulunduk. Değerli eğitimci, pandemi sürecinden, eğitimde fırsat eşitliğine, Bandırma esnafının sorunlarından, 8 Mart etkinlikleri gibi çeşitli konularda görüşlerini dile getirdi. Pandemi sürecinde ilk kapanan yerlerin okullar olduğuna dikkat çeken  

Duygu Arıkkan – Sizin konumunuz ve sosyal yaşamınızdaki pozisyonununuz gereği hem siyasi hem de eğitimci kimliğinizle cevap verecek olsanız, ülkemiz Mart ayıyla birlikte pandemi sürecinin yıldönümünü tamamlayacak, sizce bir yıl süren bu pandemi süreci siyaset ve eğitim açısından doğru yönetildi mi?

Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu – Bütün dünyanın savaştığı bir pandemi süreci yaşıyoruz ve konuşmama başlamadan önce ülkemizdeki tüm sağlık çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Ben eminim ki bizim ülkemizin sağlık çalışanları diğer ülkelerden farklı bir özveri, vicdan ve merhamet ile fedakarlıkla bu süreci yaşadılar. Aynı zamanda bu süreci yaşamaya devam ediyorlar. İstedikleri ve olması gereken tüm haklarına kavuşmalarını diliyorum. Evet tam bir yıl oldu pandemi süreci. Siyaset ve eğitimin kesinlikle birbirinden ayrı, bağımsız olmaması gerekiyor. Alınacak kararlara bakanlık bilim insanları ile birlikte ortak karar vermeli. Bugün yaşadığımız 1 Mart’ta okulların açılacağı duyurusu günler önce duyurulmuştu fakat ertelendi. Bakanımız tüm iyi niyetiyle özür diledi. Fakat ilan edilmeden de kararlaştırılabilirdi. Eğitim öğretim süreci öyle bir süreçtir ki her yaş grubu için çok farklı ve boşluk bırakıldığında doldurulması çok zordur. Kayıplarımız var. Geçen mart ayından şaşkın ve çözümsüz kalınan noktada, yazın her yeri açıktık ve çocuklarımız ile ilgili planlamalar yapmadık. Küçük gruplar ile farklı etkinlikler bile yapılabilirdi. İlk kapanan yerler okullar değil direnç gösterilerek gerekli tedbirler ile kapanacaksa da en son yer olmalıydı. En azından bu yazın değerlendirilmesi gerekir. Hepimizin el birliği ile mücadelesi bu hepimiz fedakarlık yapacağız. İlkokul çağındaki çocuklarımızın sıkıntıları ayrı, ergenlerimizin ayrı. Düşünün ki ergenlerimizi normalde zor tutarız ama şu an biz onları bir yıldır evde tutuyoruz. İlerde başka sorunlarımız doğacak. Çok acil olması gereken; bilim insanlarının, psikolog, sosyolog ve eğitimcilerin bir arada ve bütün olarak gerekirse gece gündüz çalışması ve bir nesli doğru yönlendirme ile ilgili kararlar alması gerekir. Eğitim her şeyin başlangıç noktası. Pandemi kurallarına uyulmasını trajik kurallarına uyulmasını istiyorsanız, güzel çocuklarımız yetişsin istiyorsanız eğitim her zaman ilk önceliğimiz olmalı. Sizleri yönetenler kriz anlarını en iyi şekilde değerlendirmek zorundalar. En uygun çözümleri bilim insanları ile birlikte bulmak zorundalar.

Duygu Arıkkan – Eğitimde fırsat eşitliği açısından değerlendirdiğinizde, online/uzaktan yapılan eğitimlerin fırsat eşitliği açısından olumlu ya da olumsuz yönleri olduğunu düşünüyor musunuz? Bunlar neler olabilir?

Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu – Ülkemizde maalesef fırsat eşitsizliği normal koşullarda da var. Ülkemizde ki eğitim o kadar derin ki bununla ilgili üç gün konuşabilirim. Pandemiyle birlikte bu eşitsizlik tamamen görünür hale geldi. Belediyelerimiz, kaymakamlık ve valilerimiz, sivil toplum örgütleri tablet ve internet erişimi sağlamaya çalışsalar da ülkemizin genelinde bu problemi çözemedik. Biliyoruz ki hiçbir eğitim yüz yüze eğitimin yerini tutamaz. Fakat uzaktan eğitim artı ve eksileri olsa da şu koşullarda yapılabilecek en iyi uygun çözümdü. Ama buna hiç ulaşamayan çocuklarımız, gençlerimiz ne olacak? Sosyal devlet ülkemizin her yanında ki bu çocuklarımıza ulaşmak için çok acil planını yaparak sürece dahil etmeliydi.

Duygu Arıkkan – Mart ayıyla birlikte normalleşme sürecinin başlayacağını varsayarsak, siz ne kadar bir sürede eski normale dönülebileceğini düşünüyorsunuz? Ya da sizce eski normale dönülebilecek mi? Örneğin Bandırma esnafı ne zaman rahat nefes alabilir ve ne kadar süre sonra gençler için istihdam alanları açılmaya başlar?

Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu – Şu anda normal değiliz ki nasıl normalleşelim? Takip ettiğim kadarıyla bilim insanları geçtiğimiz mart ayından daha vahim bir durumda olduğumuzu gösteriyor. Vatandaş koronadan mı korunacak, karnını mı doyuracak? Neredeyse şu anda bu tercihi yapmak zorunda kalan esnafımız, iş insanlarımız, çalışan vatandaşlarımız var. 2021 Türkiye’sinde vatandaşımız aç kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalmamalı. Sosyal hukuk devleti bunu çözmeliydi. Böyle bir salgın sıkça karşılaşılan bir durum değil. 1720 Marsilya, 1820 Kolera, 1920 İspanyol gribi ve 2020 korona hepsi yüzyılda bir gerçeklemiş. Yüzyılda bir gerçekleşme ihtimali olan böyle bir salgında bizleri yönetenlerin mağdur vatandaş bırakmaması ve tüm ekonomik planlarını buna göre yapması gerekirdi. Görüyoruz ve yaşıyoruz ki sorunu çözen bir planlama yapılmıyor. Geçtiğimiz yaz ekonomik nedenler ile her yerin birden normalleşmesi de bu duruma bir örnek. Bugün baktığımızda ne vatandaş ne de salgın hafifledi. Normalleşme süreci olacaksa kademeli ve tedbirler ile olmalı. Ülkenin tamamına aynılık ve eşitlik ilkelerini uygulamamız lazım. Hatay valiliği 15 gün süre ile toplu yapılacak etkinlikleri yasaklamasına rağmen bir siyasi partinin gençlik kolları davullu, zurnalı kongre yaptı. Karadeniz’deki toplu mitingleri hep birlikte izledik. O zaman ne oluyor?  Eşitlik ilkesinde ki yasa herkes içindir ilkesine uygun davranmamış oluyorsunuz. Ekmek kavgası veren vatandaş bu durumda haklı olmuyor mu? Peki ne olmalıydı; Sosyal hukuk devleti mağdur vatandaşın yanında olacaktı. Tam bir kapanma gerçekleşecekti. Bilim insanları ve eğitimciler üst düzey bir çalışma yapacaklardı. Bu sayede toplumu aydınlatıcı çalışmalar ile hep birlikte ülkece bir mücadele verilecekti ve hala verilebilir.

Duygu Arıkkan – Pandemi sürecinden etkilenen gençler ve onların ebeveynleri için söyleyecekleriniz ya da önerileriniz nelerdir? Özellikle de sınavlara hazırlanan gençlere, ‘Fatma Sibel Öğretmenleri’ olarak yapacağınız bir çağrınız var mı?

Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu – İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinden en çok etkilenen kesimlerin başında gençler geliyor. Sınavlara hazırlananlar ise daha stresli bir dönemden geçiyorlar. Yüzyılda bir yaşanma ihtimali olan bu olağanüstü durum hem gençlerimizi hem ailelerini derinden etkilemiş durumda. Fakat ben gençlerimize çok güveniyorum bu sosyal izolasyon dönemini avantaja çevirmek adına uğraşan ya da girmek zorunda olduğu sınavlara uzaktan hazırlanmaya çalışan gençlerimiz var. Hepsi pırıl pırıl ve tertemiz. Onlarda bizler gibi farklı bir deneyim ediniyorlar. Bu durum kuşkusuz herkesi güçlü kılacak. Gençlerimiz bu süreçten daha da yenilenerek ve güçlü çıkacaklar. Çünkü onlar delikanlılar.  Kanları hızlı akıyor. Enerjikler, heyecanlılar. Sınavlar gelir geçer. Notlar ise bu kez pandemiyi puanlayacak. Bunların hepsi rutin iş ve işleyişler. Bu süreçte önemli olan sınavlara hazırlanan gençlerin keşke demeden ellerinden geldiğince çalışmaları ve derslerini tekrar edebilmeleri. Tabi psikolojik anlamda her zamankinden daha fazla desteğe ihtiyaçları var. Fakat bu zorlu süreçlerin hayatlarında edindikleri bu anlamlı deneyimlerin gençlere ve asında hepimize çok şey kattığına inanıyorum. Zor geçen pandemi günlerinde gençlerin ders notları düşük gibi görünse de hayat notları yüksek seyredecek. Sınav gerçeği her yıl vardı, bundan sonrada olacak. Fırsat eşitsizliklerini bir kenarda tutarak söyleyecek olursak yarış günü iklim şartları herkes için aynı! Bunu düşünerek kaygı düzeylerini kontrolleri altında tutmalarını ve aşırı bir stres durumu yaşamamalarını öneririm. Bizler onların hep yanında olacağız. Ben eminim ki gençler hayatı ilmek ilmek örecekler ve arkalarından gelenlere ışık saçacaklar.

Duygu Arıkkan – Son olarak her yıl Mart ayı ilk cemrenin toprağa düşmesiyle birçok etkinliğe ev sahipliği yapılan ay olagelmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez pandemi gölgesinde yaşanacak. Bu özel güne ait bu yıl yapılacak etkinlikler var mı? Bandırma’nın önde gelen bir kadın siyasetçisi olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile ilgili bir mesajınız bulunuyor mu?

Fatma Sibel Salı Karabacakoğlu – 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Dünü, Uluslararası Birlik Dayanışma ve Mücadele Günü 8 Mart 1857’de ABD New York’da emeklerinin karşılığını almak ve daha iyi koşullarda çalışmak için grev yaptıklarını esnada 129 kadın bir fabrikada kapatılır ve diri diri yanar. İşte o gündür bugün… Haklarının uğruna savaşırken hayatlarını kaybetmiş tüm kadın arkadaşlarımıza ışıklar içinde uyuyun diyorum ve yine hakları uğruna mücadele eden tüm kadın arkadaşlarıma kolaylıklar diliyorum. Bu arada emekçi olmayan kadın yoktur. Kadın mücadelesi kadın arkadaşlarımızın yanında erkek yoldaşlarımız ile anlam kazanır ve değerlenir. Bandırma demokrasinin kenti olarak her yıl 8 Mart’ta çeşitli etkinliklerini yapardı.  Fakat bu yıl pandemi nedeni ile kısıtlandı. Belediyemiz hem sanata hem de kadınlarımıza destek vermek amacı ile 1-5 Mart tarihleri arasında ilk ve tek kadın temalı tiyatro festivalimizi yapacak. Bu festival belediyemizin sosyal medya hesaplarında canlı olarak sunulacaktır. Karikatüristimiz Ramize Erer’in kadın temalı karikatür sergisi de 1-5 Mart 2021 tarihleri arasında pandemi kuralları çerçevesinde Melih Çınar sergi salonunda ziyarete açık olacaktır. Bandırma Emekçi Kadın Platformu olarak 8 Mart saat 12.00’da basın açıklaması ve iki gün sürecek kermesimiz açık olacaktır. Kadın Kadının yurdudur.

RÖPORTAJ: Duygu ARIKKAN

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.