Objektif Haber

Kemal Enişte’nin Bandırma’daki İmtihanı

Kemal Enişte’nin Bandırma’daki İmtihanı
Cihat Öncü( cihatoncu@objektifhaber.com.tr )
23 Şubat 2021 - 8:50

Bir anı;

90’lı yılların henüz başlarıydı. İstanbul’da oturan teyzemler Bandırma’ya ziyaretimize geldiler. Tabi yanlarında kuzenler. Babalar gerek bizim İstanbul’a, gerekse teyzemlerin Bandırma’ya olan bu 8-10 günlük yılaşırı seyahatlerine pek iştirak etmezlerdi. 

Ama bu sefer Kemal Enişte de gelmişti.

Kemal Enişte, İstanbul’da oltayla balık tutarmış ve her fırsat bulduğunda sırt çantasını omzuna takarak balığa gidermiş. Allah’ın denizi nasılsa Bandırma’da da var, olta takımlarının olduğu çantasını gelirken yanında getirmiş. Hatta o kadar av meraklısıymış ki deniz olmasa gelmeyecekmiş.

***

Annemler teyzemler, biz kuzenler herkes dengiyle bu hazzı anlatılmaz ve tadına doyamadan bitecek günleri yaşamaya başlamıştık.  Kemal Enişte ise sırt çantasını omzuna taktığı gibi fenere balığa gidiyor ve akşamı orada ediyordu. Ama hiç balık tutamıyordu, ‘’Burada balık yok’’ diyerek bu kısmetsizliğine sinir oluyordu. Oysa İstanbul Unkapanı Köprüsü’nde bir kova balığı almadan dönmezmiş.

Sıcak bir gündü. Kuzenimle güzel bir gün geçirmiştik. İkindi gibi enişteyi balık tuttuğu fenerde ziyaret etmeye karar verdik. Günün yorgunluğuna rağmen verdiğimiz karardan vazgeçmeyerek fenere doğru yürümeye başladık. Enişte fenerin ucuna yakın merdivende olta atmış. Zar zor yanına vardık. Bizi görünce sevindi: ‘’Çocuklar iyi oldu geldiğiniz, suyum bitmişti, alıp geliverin…’’ Fenerin gidiş-geliş 1,5 km olduğunu unutmuş olmalıydı ve bizim için bu ziyaret günün şansızlığı olmuştu.

***

Enişte ertesi gün belki de şansızlığını yenmek için zargana tutmaya karar vermiş. Bilenler bilir, zargana tutmak için oltanın ucuna lastik top bağlanır ki iğne dibe batmasın. Enişte de topu oltanın ucuna doğru bağlamış ve kamışı sallamış. Top iyi bağlanmamış olacak suya değer değmez kopmuş. Top denizde başıboş yüzüyor. Enişte yeni bir top almak için geri dönmeyi düşünmüş ve fenerden geriye bakmış. Upuzun yolu görünce denizdeki uzakta zar zor gözüken topa bakmış.  Üstünü çıkarmış, altında şort varmış. Atlamış denize, fenerden yürüyerek geri dönmektense, yüzerek topu almak daha kolayına gelmiş.

***

Enişte ne yapsa bizim burada balık tutamıyordu, hiç memnun değildi ve hatta artık o kadar kafaya takmıştı ki geleli 3 gün olmasına rağmen İstanbul’a dönmek istiyordu. Karizması fena çizilmişti. Bir gün elinde koca poşet dolusu balıkla geldi. Maşallah dedik ama meğer; küçük tekne ile balık tutup, o zamanlar henüz inşa! edilmemiş ‘’Süs Köprümüzün’’ kıyısında satan balıkçılardan almış, itiraf etti. Ama muradı bize balık yedirtmekmiş; öyle ya da böyle başarmıştı.

***

O sene eniştenin Bandırma’ya son gelişi oldu. Müteakip sene 93’ün başında Allah rahmet eylesin, henüz 47 yaşındayken rahmetli oldu. İstanbul’a gittiğimde kuzenimle mezarına gittik. İstanbul, Bandırma gibi değil tabi. Önce otobüse sonra vapura ve sonra yine otobüse binerek üç vasıta ile anca yattığı yere ulaştık. Mezarlar arasında yürüme yolu bile yoktu. Tıpkı bitişik nizam binalar gibiydiler. Üstlerinden atlaya atlaya geçtik. Evine çok uzak ama deniz manzaralı mezarını böylece ziyaret edebilmiştik.

İstanbul’daki hayatı görünce Bandırma’da yaşadığıma şükretmiştim.  Ne var ki Bandırma’da hızla İstanbul’a benzemeye başladı. Zamanımızın kaderi olsa gerek, sade ve yaşanabilir şehir hayatları imkansız bir hayale dönüyor.

Rahmetli Kemal Enişte’nin deyimi ile İstanbul’da balık bol muydu, Bandırma’da balık yok muydu bilmem ama şimdi daha kötü olduğu kesin…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.