Objektif Haber

KONUSU VE SONU AYNI AKSİYON FİMLERİ

KONUSU VE SONU AYNI AKSİYON FİMLERİ
Ebru Boyra Gürbüz( e.gurbuz@objektifhaber.com.tr )
22 Şubat 2021 - 9:12

Felaket temalı aksiyon filmlerini sevmeyen pek yoktur. Bu tür filmler bir rutinle başlar, konusu bilindik ve sonu genellikle mutlu şekilde biter. İzlerken empati yapmaya en elverişli tür olduğu için midir bilinmez ama filme başlandığı anda izlemekten vazgeçmek neredeyse mümkün değildir. Belki de gelecek kaygısı, ileride başımıza gelebilecek bir felakete ön hazırlık düşüncesi bu tür filmleri izlememizde önemli bir rol oynuyor.

Felaket filmlerinin konusu; doğal afetler, hayatta kalma, dünyanın sonu, uzaylı istilası, göktaşı, uçak kazası, salgın hastalık gibi çeşitlilik gösterse de birçoğu “giriş, gelişme, sonuç” üçlemesinde ortak benzerlikler gösterirler.

Çoğunun ilk sahnesinde güneşli, her şeyin normal olduğu sıradan bir gün vardır.

Filmin kahramanı genelde ya evli, mutlu, çocuklu bir aile babası ya işlediği bir suçtan ötürü dışlanmış ve evliliğini kurtarmaya çalışan pişman bir koca ya da bunların hepsini içeren eski bir polistir. Polis değilse de bunalımlı bir savaş gazisidir. Muhtemelen de Afganistan’da savaşmıştır.

Yan rollerden biri mutlaka bir köpektir. Köpek olmadan o film olmaz. Mutlaka hayatta kalmalı ve insanların hayatını kurtarmalıdır.

Kahramanımız felaketi önceden sezdiyse, kendini paralasa da kimseleri kendine inandıramaz. Çünkü izleyici o sahnede kahramanın artık anlaşıldığı düşüncesi ile müthiş bir rahatlık yaşar ve aynı cümle istem dışı da olsa en az bir kez mırıldanılır: “Yaa işte baştan dinleseydiniz, bunlar yaşanmayacaktı… “

Film uçakta geçiyorsa pilotlardan biri mutlaka bir fedakarlık yapar. Uçakta başka dert yokmuş gibi yakıt sorunu ya da iniş takımları sorunu mutlaka yaşanır.

Film ABD yapımı ise, başkan genelde siyahidir. Adı da yoktur çünkü O “president” tır. Aynı durum filmin sonunda kahramanımız tüm kahramanlıklarına rağmen yargılanıyorsa yargıç için de geçerlidir. Değilse de mutlaka kadındır.

Telefonların ya şarjı bitiktir ya da bitmek üzeredir. Arabaların benzinleri ise neredeyse hiç bitmez.

Gönülden bağlı klasik arabasına gözü gibi bakan titiz kişinin arabasının başına gelmedik kalmaz ve arabasına duyduğu üzüntünün yanında yaşanan felaketin bir değeri yoktur. Etrafında panikle koşuşturan insanların arasında onun tek üzüntüsü hurdaya çıkan arabasıdır.

Dışarda kıyamet koparken; bir barda bir barmen beyaz bir bez ile bardakları kurulamaya devam ederken, arka planda açık bir TV’de kıyamet görüntülerine rağmen barın etrafındaki insanlar da umursamaz bir şekilde içkilerini içmeye devam ederler.

Filmde uzaylı istilası söz konusu ise ellerinde “Take me” ve” End is near” pankartları tutan sempatizan hippiler bu tarz filmlerin vazgeçilmezidir.

Genellikle bir çölde ya da kurak bir alanda gökten uzay mekiği, göktaşı veya UFO düşerken verandada sallanan sandalyesinde hamburgerini yudumlayan sakallı ve dövmeli yaşlı biri, şaşkınlıktan üstüne ketçap damlatır.

Nedense öldürülen uzaylı yaratıktan akan sıvı hep yapışkan ve yeşildir.

Bilim-kurgu temalı felaket filmlerinde kahramanımıza yardım eden beyaz sarayda görevli ya da FBI ajanı bir kadın bilgisayardan çok gizli bilgileri son saniyede belleğe atar. O an içeri elleri silahlı adamlar girer, her yer delik deşik olurken, kadın çalışma masasının altına saklanarak tek yara almadan kurtulur.

Kalp masajını bilmenin önemi mutlaka ve mutlaka işlenir ki bu sadece bu tür filmler için geçerli değildir.

Okulda veya işte arkadaşları tarafından dışlanan bir öğrenci ya da işkolik, bilgisayar karşısında harika işler çıkarır ve dünyanın kurtarılmasında büyük katkısı olur. Ölürken diğer insanları kurtarmak için kendini feda edeceği odada kapı yavaş yavaş kapanırken; gördüğü son yüz gözleri ile teşekkür edip, minnettarlığını ifade etmeye çalışan başrol oyuncusunun yüzüdür.

Aynı durum son anda yaptığı kötülüklerden pişman olmuş bir ajan ya da bilim insanı için de geçerlidir. Film sonuna kadar her türlü kötülüğü yapan bu pişman insanlar ise vurulduklarında yarasını tutarken, filmin kahramanına gidip dünyayı kurtarmasını söylerler. Çünkü ya son saniyede basılıp durdurulması gereken kırmızı bir düğme ya da patlamak üzere olan bir bomba vardır.

İnancını kaybetmiş bir rahip, film boyunca “neden, nasıl?” soruları ile tüm insanlara inancını sorgulatır ama filmin sonunda şahit olduğu mucizevi bir olay yeniden inanca kavuşmasını sağlar.

“Hadi bitirelim şu işi…“ gazı ile başlayan duygu yüklü müzik koltuklarımızda otururken bizim bile kıpırdanmamıza sebep olur. O gazla, dünyayı kurtaracak olan bozuk bir makina ya da silah 5 dakika içinde tamir edilir.

Toka ile kapı açmak, helikopterden sarkan bir ipe sarılıp kurtulmak, motoru durmuş bir uçağı engebeli bir araziye indirmek, arabaları düz kontak ile çalıştırmak sıradan şeylerdir. Her Amerikan vatandaşı bunları yapmayı başarabilir.

Bir binadan ya da uçurumdan düşmek üzere olan kadın başrol oyuncusu, son anda filmin erkek oyuncusu tarafından bileğinden tutularak yukarı çekilmek üzere kurtarılır ki filmde biraz romantizm de olsun. İzleyici beklentiye girsin…

Kahramanımız filmin son sahnesinde tüm umutlar tükenmişken kucağında ya çocukla ya da bir köpekle arka sahnede alevler içinden ağır çekimde süzülerek gelir.

Ve mutlaka ama mutlaka dalgalanan bir bayrak ile film son bulur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.