Objektif Haber

SARMAN

SARMAN
Sebahattin Pıravadalı( sebahattin@objektifhaber.com.tr )
19 Şubat 2021 - 9:20

“Oğlan yine ben duymadan sabah karanlığında fırlamış sokağa, işsizlik canına tak etti. Eve ekmek getiremiyorum diye kimsenin yüzüne bakamıyor. Kömürde bitti, odun ne kadar dayanırsa artık. Allah’ım sen büyüksün”

Buzdolabını açtı, “Bununda ışığı yanmıyor, fakirin buzdolabı bile isyanda. Yumurta, üç tane zeytin, peynir kalmamış. Yahu ne kalmış” dedi.

Kalktı giyindi.

İçinde tumanı var mı diye baktı. Üzerine pantolonunu giydi,  “Bununda içine giremez oldum, otura otura kıç oldu köşe yastığı.”

Kapıdan çıkarken, içeriye girecek gibi hamle yapan sarman kediye ayak salladı, “Zıııtt, piiisstttt. İnsan yiyecek açlıktan kör olasıca, hiç hazzetmem kediden de”

Hava çok soğuk arabaların, üzerinde gece yağan kar buz tutmuş, yavaş adımlarla yukarıdan aşağı doğru caddeyi ortaladı. Paytoncu’nun Nazife uzaktan el salladı görmezden geldi. “Terbiyesiz yellozlar yolda  paralıcaklar adamı. Ba ba ba ba bide bana el sallıyor.”

Televizyoncu Tamer’e uğradı televizyonun tamir parasını ödedi, “Sağ olasın evladım televizyon ayna gibi olmuş” dedi.

“En ucuzu balık, gidip hamsi alayım” diye düşündü. Balıkhanede Balıkçı Ali’nin tezgahının önündeki sandalyeye oturdu, “Ali oğlum, hadi çabucak bir kilo temizle ama iki ayrı poşete yarımşar yarımşar koy” diye seslendi. Kırk lirayı peşin uzattı.

Gar binasının yanından geçerken tarihi binanın yanına yapılan tahta gecekonduyu görünce kızdı. “Yakışmış mı şimdi bu indirme buraya, kim bu memleketin sahibi belli değil ” dedi içinden.

Atatürk heykelinin önünden geçerken kaldırıp başını yürüdü. “Bir zamanlar burada Cumartesi öğlen saat birde bayrak töreni yapılırdı. Belediye bandosu İstiklal Marşı çalar, halk saygıyla esas duruşta beklerdi. Şimdi o da kalmadı” diye düşündü.

“Foto Yıldız oyuncakçı olmuş, ahhh eskiden milli bayramlarda meydanda okulca resim çektirirdik. Arkadaşlar öğretmenlerimiz. Ertesi gün merakla gider bakardık kapı önüne asılan küçük küpür fotoğraflara kendimizi bulunca ısmarlardık haftalık resim. Şimdi herkesin elinde makine hem konuş hem çek”

Arnavutlardan kahve aldı yüz gram, toruna sarı leblebi. Yokuşu tırmanıp Çınarlı çeşmeyi geçince Trenci Şeref’in kucağında gördü sarmanı, kuyruğunu yukarı kaldırmış kendini sevdiriyordu.

“Ahhh Kedideki keyfe bak, merhaba Şeref Ney hayırlı günler.”

“Hayırlı günler” dedi trenci, yerinden doğrulur gibi yaptı.

“Aç hayvan Zehra hanım bakıyordu, istememiş evin önünde kovalayıp atmış sokağa zavallıyı. Yer arıyoruz.”

Şimşek çaktı sanki kafasında, “Şeref Bey biz ne güne duruyoruz burada, sen Kara Zehra’ya bakma, kimsesizlerin kimsesi olmalı. Hem sende yalnızsın, evde ses ister kedi bile olsa. Hele getir kediyi bize arada gelir seversin. Gel hadi bende bir çay demliyeyim.”

Trenci Şeref, sarman üçü girdiler içeri. Kedi gidip, kanaviçe işli oturmaya kıyamadığı, beyaz örtülü divana yattı. İçi cız etti ama ses etmedi artık. Mantosunu çıkardı, Şeref Bey’in ayakkabılarını aldı, terlik verdi ayağına. Buyur etti içeri. Mutfağa giderken, ağzı bir karış gülerek söylendi kendine.

“Attın ya adamı eve, he valla senden korkulur”

Aynada kendini gördü kıkırdadı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.