Objektif Haber

Erdek

Erdek
Sebahattin Pıravadalı( sebahattin@objektifhaber.com.tr )
05 Şubat 2021 - 9:04

Sabah erken kalkıp, soğuk suyla duş almayı seviyordu.

Yıllardır Erdek’e yazlığa gelince her sabah soğuk suyla duş alıp, tıraş olmadan güne başlamamıştı.

Bugün çok özeldi.

Kahvaltısını da kendine tereyağlı kırmızı ve karabiberli sahanda yumurta yaptı. İnce belli kahveci bardağıyla iki çay içti. Kuyunun pompasını çalıştırıp çiçekleri suladı. İçinden hep şarkı söylüyordu bunları yaparken.

Az şekerli kahvesini yaptı sonra sigarayla beraber içti. Gezinirken aynaya birkaç kez baktığının farkına vardı. Son bakışında göz kırptı kendine. “Hadi iyisin” dedi, kaşını kaldırıp.

Gece telefonda, “Geldik Erdek’teyiz görüşmeyi çok isterim” mesajını alınca, uyku tutmamıştı sabaha dek.

Şimdi içi içine sığmıyordu sevinçten. Uykudan, uykusuzluktan eser yoktu gözünde.

Tesadüfen tanışmışlardı telefonda. Telefonun zili çaldığında kadın ağlayarak, “Yapamıyorum yetti artık. Bu kaçıncı ihanet evimin içine kadar girdi” diye bağırıyordu.

Yanlış telefondu kadının aradığı. Sonuna kadar dinledi. Sonra, “Bayan lütfen tamam, lütfen ağlamayın” dedi yalnızca. Telefon yüzüne kapandı sonra.

Hem kızdı hem üzüldü, “Neler var, ne acılar var” dedi.

Gece yine çaldı telefon, “Özür dilerim” dedi kadın, “Telefonumu yeni almıştım, arkadaşımın telefon numarasını kaydederken son numarayı yanlış kaydetmişim. Yanlışlıkla sizi aradım. Lütfen bağışlayın telefonu yüzünüze kapattım. Çok öfkeliydim ve durumumdan utanmıştım. Affedin lütfen”

İşte bütün olay böyle başlamıştı.

Kadının iki kızı vardı daha ilkokul çağında ve kendinden yaşça çok küçüktü. Eşiyle anlaşamıyorlardı. Boşanacak hale gelmişti evlilikleri ama adam istemiyordu ayrılmayı. Ekonomik durumları iyiydi, aileden tarla tapu kira gelirleri rahat bir yaşamları vardı. Anladığı kadarıyla kadın çok güzeldi. Peş peşe iki kızları olmuştu. Önceleri çok da iyi gidiyordu her şey ama adam ayak uyduramamıştı kadına. Kültürlüydü, müzik, kitap, sinema, şiir seviyordu kadın. Adam, geceleri bir yerde yemek yemeyi ve dostlarıyla eğlenmeyi istiyordu. Kadın, baş başa kalabilmeyi, birlikte film seyretmeyi, müzik dinlemeyi sohbet etmeyi.

Olmadı.

Kadın sonunda evine çekildi, evlilikleri çekilmez olmuştu. Ve sonra başka kadınlar, dedikodular arada itişip kakışmaya varan kavgalar. En son kadın annesinde bir gece yatıya kalınca, ertesi gün yatak odasında akşamdan kalan sanki bir işaret gibi bırakılmış iç çamaşır. Artık dayanılmaz hale gelmişti kadın ve işte o telefonu o anda açmıştı. O yanlış ama doğru insana giden telefonu.

Kitapçıya gitti önce beğeneceğini umduğu bir kitap için. Gözüne, ortada duran yazarını bile tanımadığı bir romanı sırf adını beğendiği için “Dans Et Benimle” aldı. Kadın bir keresinde konuşurken, “Dans etmeyi çok özledim, sizinle dans etmeyi çok isterdim” demişti. Çiçekçiye uğradı bir gül buketi yaptırdı. Arabayı zeytin ağaçlarının arasına bir park alanına park edip otele heyecanla yürüdü. İçeri girdi. Bakındı lobide uygun bir köşeye yönlendiğinde birden karşısında buldu onu. Uzun boyluydu, saçlarını dağıtmıştı. Geniş siyah gözlükler vardı gözünde yüzünü kapatıyordu. Gülerek elini uzattı adama ismini söyledi. Gözlüklerini çıkardığında çok güzel olduğunu bir kez daha geçirdi içinden adam ve kadına söyledi, “Çok güzelsiniz. Gözleriniz çok güzel”

Kadın telaşlıydı ama adamın hoşuna gidecek şeyler söyledi. Adam söylediklerini yalnız aklına yazdı duymuyordu bile. Ne kadar zaman geçti ikisi de bilmiyorlardı. Adam içinden “Carpe Diem bu olsa gerek” dedi. Sonra kadın telaşla, “Geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Ama gitmem gerekiyor lütfen anlayın”

Ayağa kalktılar, adam çiçeği arabada unuttuğunu hatırladı. “Çiçek, size gül getirmiştim. Kitabı da belki göremem diye elinize ulaşsın diye müracaata bıraktım. Lütfen alın”

Kapıya çıktıklarında kadın elini uzattı, elleriyle tutundular birbirlerine. Adam birden, “Öpmeyecek misin?” deyince, kadın hemen uzanıp adamın yanaklarından öptü ve kaçarcasına içeri girdi.

Müziği nerdeyse sonuna kadar açtı, “Hiç alakasız şimdi” dedi, “Belle” çalıyordu, “Olsun” dedi. Sözlerini anlamadan sonuna kadar eşlik etti, ritim tuttu. Tam meydana yaklaşınca trafik sıkıştı. Bir çöp kamyonu yolu tıkayarak çöpleri topluyordu Erdek’in dar sokaklarında. “Buna çözüm bulan adam yıllarca başkanlık eder” dedi içinden. Tam bunu derken küçük özürlü bir kızı taşıyan tekerlekli sandalyeye gözü ilişti, yanından geçiyordu. Annesi arkadan ittirip, yolun açılmasını beklemekten usanmış gibi sanki gözleriyle izin istedi, az geriye çıksa yoldan geçecekler.

Küçük kız el salladı. Birden çiçekleri kaptığı gibi arabadan indi adam. Hemen çiçeği küçük kıza uzattı. Daha da üzüldü kızın elleri normal hareket edemiyordu ve kızın elini tutup çiçek buketini göğsüyle elinin arasına sıkıştırdı. Kız gülerek sesler çıkarmaya başladı. Anne de mutlu olmuştu çok.

“Yardım edeyim bu aralıktan karşıya geçilir” dedi adam.

Kız yine bir şeyler söyledi adam anlamamıştı. Anne, “Sizi öpmek istiyor, teşekkür edecek” dedi. Adam birden öpmek deyince duraksadı, “Daha az önce öpüldüm, yüzümü bile yıkamayacaktım bugün” dedi içinden.

Çaresiz uzattı kıza yanağını kız öptü adam kızı öptü. Çok mutlu oldu üçü de. Bu arada yol açıldı adam arabaya bindi elini salladı küçük kıza annesi de adama salladı.

Yine müziği açtı adam. Çok güzel bir müzik başladı. “Dance Me To the End Of Love”

Leonard Cohen usta o arızalı kalın ama çok güzel sesiyle söylüyordu.

“İşte bu” dedi adam, “Ben bu şehri seviyorum. İnsanları seviyorum…”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.