Objektif Haber

DÜŞ/ÜŞ

DÜŞ/ÜŞ
Ebru Boyra Gürbüz( e.gurbuz@objektifhaber.com.tr )
05 Şubat 2021 - 8:21

Gözlerini açtığında, gün ışığıyla aydınlanan odasının tavanını, geceden kalma yorgun gözlerle taradı.

Bir anda işe geç kaldığı endişesiyle telefonuna uzandı. Hafta sonu olduğu düşüncesi ile rahatlayarak yatağın keyfini çıkarmak için tekrar uzandı. Dışarıda kuş seslerinden başka hiç bir ses olmaması çok tuhaftı. Ne araba gürültüsü vardı ne de erken saatlerde açılan, her gün kahvaltı için bir şeyler aldığı caddedeki fırından yayılan güzel kokulardan eser.

Bir tuhaflık vardı…

Pencereyi açıp dışarı baktığında sokakta tek bir kişi bile göremedi. Caddeye boylu boyunca uzanmış birkaç kedi, güneşin keyfini çıkarıyordu. Hafta boyunca trafik ve insandan geçilmeyen caddenin bomboş olması gerçekten görülmüş şey değildi.

Televizyonu açtı ne bir canlı yayın ne de bir görüntü.

Gittikçe paniklemeye başladı. Telefonunu eline alıp, son aramalardaki ilk kişiyi aradı. Cevap alamayınca, rehberden rastgele başka aramalar yaptı. Kimse telefonu açmıyordu.   

Hızlıca giyinip evden çıktı, arabasına atladı. Birine rastlarım umuduyla saatlerce tüm şehri dolaşıp durdu. Alışveriş merkezleri, büyük küçük bütün dükkanlar hatta evlerin içlerine bile baktı. 

Nafile…

Telefon, elektrik, internet, su, trafik lambaları hepsi çalışıyordu. Rehberinde kayıtlı herkesi hatta yurtdışındakileri bile tekrar tekrar aramış kimseye ulaşamamıştı.

Günler günleri kovalarken, zaman anlamını yitirmişti…

Saatlerce yatağında uzanıp, ümitsizce telefonuyla gelişigüzel numaralar tuşlayıp, aramalar yapmaya devam ediyordu.

Ne olduğu hakkında en ufak fikri yoktu.

Durumdan keyif almalıyım diye düşündü.  

Eskiden önünden geçerken imrendiği boğazdaki o lüks yalılarda kalıp, trafikte gördüğü hayallerini süsleyen lüks spor arabaları bir bir kullandı.

Kapısından bile giremeyeceği, şatafatlı mekanların dolaplarında kalan tüm tatlıları denedi.

Tek başına ne yapılırsa yapmış ve bitmişti.

Yatağına uzandı. Her gün kapısının önünde yatan yüzünü dahi hatırlamadığı evsiz adam aklına geldi. “Karşımda görsem kucaklarım” diye düşündü.

Telefonu eline aldı, gelişigüzel bir numara çevirdi, dinledi, dinledi, dinledi…

Doğruldu, telefonu cebine atıp odadan aceleyle çıktı. Merdivenleri koşarak indi. Arabasına atladı, kağıtların uçuştuğu boş caddelerde, ayağını gazdan çekmeden sürüyordu.  Köprüye geldiğini anlamamıştı bile.

Ani bir fren yaparak durdu.

İki kıtayı birleştiren o muhteşem köprüsünün tam ortasındaydı şimdi.  Arabadan indi, kapısını kapatmaya gerek bile duymadı. Muhteşem manzaraya aldırış etmeden, bariyerleri aştı.

Parmaklıkların üzerindeydi, rüzgar sert esiyordu, istemsizce tutundu.  

Aşağıya baktı.

Uçsuz bucaksız maviliği fark etmedi.

Gözlerini kapadı, parmakları bir bir gevşedi, kendini boşluğa bıraktı.

Düşmüyor, adeta uçuyor, gözlerini açmaya korkuyordu. 

Haftalardır telefonunun unuttuğu melodisinin sesi beyninde çınlamaya başladı: “Get up, stand up. Don’t give up the fight!”

Sesin beyninden değil, cebindeki telefondan geldiğini anladığında, dehşetle gözlerini açtı.

Artık çok geçti…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.