Objektif Haber

Çağla İsmail ve Zıvana

Çağla İsmail ve Zıvana
Sebahattin Pıravadalı
Sebahattin Pıravadalı( sebahattin@objektifhaber.com.tr )
25 Ocak 2021 - 8:24

Bir zamanlar Bandırma’nın nev-i şahsına münhasır ünlülerinden biriydi.

Usta marangozdu.

Atatürk İlkokulu’nun hemen arkasında kâgir babadan kalma evlerinde yaşıyordu. Yaşı biraz geçkince, kendi halinde yaşayıp giderken Nurten’e gönlünü kaptırmıştı: “Evlenirim, niyetim ciddi” dedi.

Nurten’in bu sevdadan haberi var mıydı bilinmez ama İsmail’in alçak pencereli evlerinin önünden o gün kırkıncı geçişinde, Nurten’in tülü sallayıp ‘ben burdayım’ işmarı verdiği söylenir.

Marangozluk yapmıyordu artık. Uzun yıllar önce ustası ölünce bırakmıştı mesleği.

Fırınlarda çalışmaya başlamıştı, her işi yapan eleman. Eşek arabasıyla bakkallara ekmek dağıtır, siler süpürür harçlığını çıkarırdı.

İsmail kendi elleriyle, evinin kapısını penceresini, içini dışını yeniledi.

Pencereleri, sokak kapısını lacivert yağlı boya ile boyadıktan sonra elinde boya kutusu ve fırça karşı kaldırıma geçip dikkatle baktı.

“Tamam, oldu” dedi.

İçeri girdi ellerini tinerle yıkadı, saçını başını taradı, yan gözle aynaya bakıp kendine göz kırptı.

“Yakıyorsun oğlum” dedi, kendine güldü.

Ertesi gün geldi kötü haber; mirasçılar İsmail’in evi satılığa çıkarmışlar.

“Evet bir tek kardeşimiz İsmail’in evi yok, baba ocağında yaşıyor ama ölüm hak miras helal” demişler.

Ev satılık.

Nevri döndü İsmail’in, aldı eline baltayı. Çığlık gibi bağırdı sokağa; “Şerefsizleeeerrr”

Kapı, cam, çerçeve, mutfak, banyo, odadaki tahta yüklük ne varsa girişti. Dört duvar kaldı güzelim ev.

Sonra boy paltosunu giydi, botlarını sildi. Akrabalarından kalma, askıda hatıra diye duran zabıta şapkasını geçirdi başına.

Bunları yaparken kendinde değildi.

Hızla çıktı sokağa, yüzüne çarpan serinlik iyi gelmiş gibi neredeyse koşar adım yürüyordu.

Pinti Bekir’in köşeye gelince, yolun ortasındaki zıvanayı gördü.

Bandırma 1. Uluslararası Kuş Cenneti Maratonu koşuluyordu. Herkes cadde boyu dizilmiş yarışmacıları merakla bekliyordu.

Bandırmalı ünlü koşucu İzzettin Çalışır birinci gelecekti mutlaka, herkesin inancı tamdı.

Çağla İsmail bir hamlede zıvananın içinde buldu kendini, başladı trafik polisi gibi boşaltılmış caddeyi idare etmeye.

Düdük o anda nasıl verildi, kim verdi bilmiyorum ama keskin öttürüyor arada bağırıyordu: “Bekle,  beklee, sağa yanaş, sen geç,  sen geç geçç”

O günden sonra evine hiç gitmedi İsmail, sokaklarda yaşadı.

Kışın tanıdık kahveciler geceyi kahvede geçirmesine izin verdiler, lokantacılar karnını doyurdu.

Yaz kış çıkarmadığı paltosunun omuzlarına general yıldızı taktı gençler. Omzunda baş çavuş sırması.

İstanbul’a giden gece gemisi Etrüsk’den gece yarısı Fener adasının önünden geçerken, iddia üzerine kendisini denize attı.

Bir saat sürdü manevra iskele indi, tahliye sandalı indi. Gece karanlığında arayıp buldular İsmail’i.

Kaptan şöyle bir baktı, “Aferin ulan” dedi, bastı tokadı. O kadar.

Geminin şeref yolcusu olmuştu artık, bilet falan sormadı kimse.

Sonra Bandırma’dan kayboldu İsmail.

“İstanbul’da gördük” dediler, Beyoğlu’nda dolanıyormuş.

Bir daha haber alınmadı kendisinden.

“Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde” kadavra olmuş dediler.

Ölüsü bile ülkeye hizmet etmişti.

Nur içinde uyusun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.