Reklam

Bandırma Haber

SOKRATES, NESLİCAN VE DİĞERLERİ

SOKRATES, NESLİCAN VE DİĞERLERİ
Nazan ÇİNKO
Nazan ÇİNKO( nazan.cinko@objektifhaber.com.tr )
1.134 views
01 Ekim 2019 - 12:01

Ölümden nasıl da korkuyor insanoğlu, yaşamak için hayatta kalmak için yapıyor ne gerekiyorsa. Ama kendisi hayatta kalmaya çalıştıkça ne acıdır ki yaptıklarıyla başkalarının canını alıyor bir taraftan da.

M.Ö başlamış can almaya insanlar. Devlet kavramı ortaya çıktıkça onu sorgulayan, sistemi eleştiren, yenilikçi buluşlara imza atan, hele hele ki kutsal dine dil uzatanların kafasına uzatıvermiş elini.

Sokrates’i devletin Tanrılarına inanmadığı için gençlerin aklına acayip fikirler soktuğu için zehirlenmesine karar vermiş.

Galileo’ yu yazmadan geçmemek gerekir değil mi? Ünlü astronom Yıldızların Habercisi, olmuş. Ama Engizisyon bu haberleri, dünyanın döndüğünü, yıldızları, Jüpiter’i, Merkür’ü insanların öğrenmesini istemediği için ölüme mahkûm etmiş. Galileo yavaş yavaş ölmüş.  Önce ev hapsine alınmış.  Gözleri kör olmuş, sonra da vücudu iflas edip ölmüş.

Pisagor’u, Evren’i sayılar yönetiyor, dedi diye ölüme mahkûm etmiş.

 Giordino Bruno’yu evrende dünya gibi birçok gezegen bulunduğunu söyledi, diye sapkın ilan edilerek yakmış diri diri.( Bruno gibi yakılmak, deyimi kalmış bize yadigâr)

İskenderiyeli Hyptia, astronom, matematikçi, doğayı matematik ve felsefe ve sayılarla anlatmaya kalkınca din adamlarınca halkın kışkırtılması sonucu o da Bruno gibi yakılmış, dünyanın en büyük mirası ve hazinesi İskenderiye kütüphanesiyle birlikte.

Kimyacı Lavoisier devrime karşı çıktığı için ve vergi kaçırdığı için suçlanmış. Giyotin’e giderken kitap okuyormuş, kitabını bırakırken kaldığı yere işaret koyup gitmiş. Kafası sepete uçtuğunda iki kez göz kırptığı görülmüş.

Hallac- ı Mansur, Enel Hak, ( Allah ile eriyip yok olma anlamında, ben Allahlım) dediği için önce kırbaçlanmış, yetmemiş insanlara,  sonra el, ayak ve burnu kesilmiş, yine yetmemiş idam edildikten sonra da kafası Dicle nehrinin üzerindeki köprüde iki gün bekletilip sonra da Horasan’da günlerce dolaştırılmış.

1417’ de boynunu vurmuş insanlar Nesimi’nin, ama hala yetinmeyip derisi yüzülmüş ve 7 gün Halep’ te teşhir edilmiş Nesimi…

Her biri bir kez değil, nasıl bir hınçsa bin kez öldürülmüşler sanki.

Dünya böyle, insanlık böyle imiş ne yazık ki.  Senin gibi düşünmüyorsa işkence et,  senden yana değilse söyledikleri sallandır darağacında,  iktidarını sallıyorsa vur kellesini…

Bizim ülkemiz de de insanlar farklı şekillerde de olsa bir kez öldüğünde rahat bırakılmıyorlar ne yazık ki.

Deprem de ölürüz, ölümüze bile rahat vermezler. Sanki mezardan çıkarıp bin kez daha canımızı acıtıp acıtıp bir daha gömerler. ‘’ İçki içenlerin suçu ‘’ derler.  ‘’ Kâfirlerin yüzünden’’ derler. ‘’Oh olsun ‘’ derler.

Kısacık yaşamında hepimize insanlık ve yaşam dersi veren 20 yaşındaki Neslican Tay ölür. Utanmadan koskoca rektör olmuş adam ‘’ seküler yaşamdan’’ bahseder. Biz yine ölürüz, bir daha gömülürüz utançtan.

Sokakta kadın tecavüze uğrar öldürülür, devlet büyüklerimiz ya da din uleması soytarılar ‘’ çıplaktı kadın, mini etek giymiş, hak etti, ‘’ der bir daha öldürürler, bir daha gömerler o kadını ve yakınlarını.

Bir de, bir de yaşarken her gün defalarca ölenler var ülkemizde. Çocuklarını kaybetmiş anneler var meydanlarda, siyasi partilerin kapılarında. Her gün uyanıp, o gün yine ölenler. Nefes alıyorlar tabi ki ama yaşıyorlar mı acaba onlara sormak lazım?   Bildiğimiz kayıp çocukları, bulunamayan, cesedi de olmayan. Kimi Cumartesi anneleri, kimi dağa çıkan çocukların anneleri diye etiketleniverdiler. Bir de üzerlerinden siyaset yapıp öldürmek, defalarca o anaların bedenine otopsi yapmak, her seferinde canını acıtmak reva mıdır acaba?

Cumartesi annelerinin çocukları devlet gözetiminde kaybolmuş çocuklardır. Kimi polis karakolundan, kimi jandarmadan… Muhatap devlettir.

Dağa kaçırılan çocukların annelerinin muhatabı da devlettir. Devleti yönetenler değil midir, Dicle’nin kıyısında otlayan kuzudan sorumluyum diyerek oy toplayan. O zaman o çocukları dağa çıkarmayacak koşulları hazırlamak da devletin görevidir.

Bir kerede ölenler şanslı bu dünya da, her gün binlerce kez ölüp ölüp dirilenlerin yanında.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.