Reklam

Bandırma Haber

Gelengi ve Antidepresan Gülümseme

Sabah kalk, işe git, tüm gün çalış, trafikle boğuş, geç saatte eve gel, yorgun argın yat. Sabah kalk, kahvaltıyı hazırla, çocukları hazırla, eşini işe, çocukları okula yolla, tüm gün evi temizle – topla, yemek yap, akşam tüm aileyi doyur, bulaşıkları yıka, çocukları uyut, yorgun argın yat. Sabah kalk… vs. vs.

Gelengi ve Antidepresan Gülümseme
Ali ŞENEL
Ali ŞENEL( alisenel@objektifhaber.com.tr )
3.285 views
30 Nisan 2019 - 19:31

Stresli ve yoğun hayat temposu hepimizi yoruyor ve yıpratıyor. İnsanın verimli olabilmesi ve sağlığını koruyabilmesi için haftada en az bir gün dinlenmesi gerekir. Ancak bu dinlenme gerçek anlamda bir dinlenme olmalıdır. Toplumun büyük bir çoğunluğu dinlenme, gezip eğlenme deyince tatil günü biraz geç uyanmayı, alışveriş merkezine (AVM) veya kafe, bar gibi kapalı bir mekana gitmeyi anlıyor. Çocuklu aileler için ise AVM neredeyse tek tercih oluyor.

AVM ortamında ben insanların çoğu defa dinlenmekten daha çok yorulduklarını ve strese girdiklerini düşünüyorum. Çünkü sınırlı kaynaklar ve sonsuz ihtiyaçlar dengesizliği, çocukların talepleri, pek çok mağaza ve vitrini gezmek isteyen kadınların aksine, hedefe matuf hareket etmeyi tercih eden ve bu sebeple hem kendini hem de eşini strese sokan erkeklerin sıkıntısı bu AVM ortamını bir kaosa çevirebiliyor.


Nezih bir mekanda oturmak, müzik dinlemek, kitap okumak, yazıp çizmek insanı ciddi anlamda rahatlatabilir. Hele sevdiğiniz insanlar ile keyifli vakit geçirmek çok daha fazla dinlenme ve rahatlama sağlayabilir. Ancak bazı haftalar gerçek anlamda fizyolojik ve psikolojik rahatlama ve resetleme için yapılması gereken başka bir şey daha var…

Konunun Gelengi (Anadolu Yer Sincabı) ile ne alakası var diyebilirsiniz. Anlatayım efendim; 

Uluslararası Pazarlama Servisi (IMS) verilerine göre Türkiye’de antidepresan tüketimi 2003 yılında 14.238 milyon kutu iken, 2008 yılında 31.302 milyon kutu ile  %120  oranında artmış. Yayımlanan son rapora göre ise 44 Milyon 898 bin kutu antidepresan ilaç kullanıldı. Antipsikotiklerde ise, tüketim  son 5 yılda  % 68.6 oranında  artış ile  7.201 milyon  kutudan 12.158 milyon kutuya çıkmıştır.

Bu kadar çok ilaç kullanılmış olması ilk anda akıllara deliriyor muyuz sorusunu getirebilir. Zira başka bir istatistiğe göre ülkemizde antidepresan ilaç kullanım oranı %10-15 seviyelerinde. Yani neredeyse 10 kişiden birisi bu ilaçları kullanıyor. Sayıların bu kadar fazla olmasının başka bir nedeni daha var.


Psikofarmakoloji Derneğinin açıklamalarına göre, psikiyatri uzmanları dışında aile hekimleri ve pratisyen hekimlerin dahi bu ilaçları yazabiliyor ne yazık ki. Dolayısıyla insanlar belli başlı sorunları psikiyatri uzmanları dışındaki hekimlere de anlatınca ve depresif belirtilerden dem vurunca hekimler bu ilaçları yazıyorlar. Hatta bir çok öğretmen dostlarımın sözlerine istinaden üzülerek ifade etmeliyim ki bir çok gencimiz sırf rahatlamak için bu ilaçları kullanıyor ve bir şekilde reçete yazdırmayı başarıyor. Veya daha vahimi, reçetesiz alabiliyorlar.

Psikiyatri uzmanları elbette tedavi için bu ilaçları yazacaklar ve doğru miktarlarda kullanımları temin ederek hastaları tedavi edecekler. Bundan daha doğru ve güzel ne olabilir ki? Bu konuyu ele alış nedenim, çevremde bir çok kişiye ve aileye de tavsiye ettiğim bir hususu burada da paylaşmak, tavsiye etmek.

Doğaya çıkın…

Çocuklarımız, gençlerimiz, yaşlılarımız ve bizler şehir hayatının stresinden, günlük rutinlerden ve ileride çıkabilecek psikolojik rahatsızlıklardan kurtulmak için mutlaka doğayla kucaklaşmalıyız. Doğa insanı tedavi eder. Doğaya çıkmak demek tabi ki sadece bir mangal omuzlayıp bütün gün bir ağacın altında oturmak demek değildir. Bu bile iyi bir şey olmakla beraber benim kastettiğim gerçek anlamda doğada olmak. Toprağa dokunmak, suya dokunmak.

Hep çocuklarımız için dert yandığımız bir konu vardır. “Çocuklar binalara sıkıştı kaldı, toprakla, hayvanlarla oynayamıyorlar, özgürce koşup eğlenemiyorlar, evdeki halıların üzerinde oynarken daha fazla elektrik yükleniyor ve sinirli oluyorlar, vs. vs.”  Çocuklarımızı serbest bırakıp trafiğin olmadığı alanlarda özgürce koşup oynamaları varken onları elektrikle yüklü ortamlarda, temiz hava ve güneşten uzakta, gürültünün içerisinde negatif elektrikle yüklüyoruz. Bilgisayarlar ile saatleri, günleri geçiyor. Sonra da asabi, stresli ve başarısız oluyorlar. İşte bunlardan kurtulmanın yolu ailenin tüm bireylerini toplu olarak veya çeşitli hobi veya etkinliklerle bireysel olarak yer yer doğayla buluşturmak.

Belirli aralıklarla doğaya çıkan ve toprakla, suyla, rüzgarla, hayvanlarla, bitkilerle kucaklaşan bireyler üzerlerindeki olumsuz duygu, düşünce ve negatif elektrikten uzaklaşacakları için bir süreliğine daha enerjik, daha dengeli, daha mutlu ve daha stressiz olacaktır. Doğaya çıkma periyodu çok uzun aralıklara çıkmaz ise, gerçekten fizyolojik bir rahatsızlık veya travma, mobbing gibi başka etmenlere bağlı olan bir hastalık olmadığı sürece antidepresan ilaçlara ihtiyaç kalmayacaktır. Doğada olma sürecini piknik mantığının dışına taşımak gerektiğini yukarıda ima etmiştim. Peki bu nasıl olacak derseniz, işte bazı cevaplar…

  1. Bir dürbün ya da fotoğraf makinesi alın. Doğal güzellikleri, manzaraları, bitkileri ve hayvanları uzun uzun izleyin yada onların fotoğraflarını çekin.
  2. İyi bir dağ ayakkabısı alın. Uzun yürüyüşler yapın ve dinlenme molalarında tertemiz oksijeni ciğerlerinize çekerken manzaranın tadını çıkarın.
  3. Doğada kullanıma uygun bir bisiklet alın. Hafta sonu eşinizle, çocuklarınızla veya bir arkadaşınızla bisiklet yolculuğu yapmak ve bir birinden güzel yerleri keşfetmek tahmin ettiğinizden daha çok sizi mutlu edecektir.
  4. Bir tuval, fırça ve biraz boya alın. Hoşunuza giden bir manzaranın önünde durun ve gördüklerinizi ister aynen isterseniz hayal gücünüzün de desteğiyle resmedin.
  5. Müziği mi seviyorsunuz? Bir mikrofon ve kayıt cihazı alın. Doğadaki sesleri kaydedin. Daha önce hiç duymadığınız eşsiz sesler duyacaksınız. Belki bu sesleri yaptığınız müzikte kullanmak isteyebilirsiniz.

Depresyona girmemek, stresten kurtulmak için spor yapmak, olumlu düşünmek, stresli ortamlardan uzak durmak, düzenli uyku, sağlıklı beslenme vs. gibi bir çok husus sayılabilir. Bu sayılanlar da çok doğrudur. Doğada olmak da bunlardan birisidir. Ama bence en etkili olanıdır. Zira size spor yaptırır, stresli ortamlardan uzak kalırsınız, kendinizi dinlersiniz, arkadaşlarınız ile gitmişseniz olumsuz düşüncelerden uzak kalırsınız, erken kalktığınız ve yorulduğunuz için erken yatar ve daha rahat uyursunuz vs. vs… Yani etkili bir doğa buluşması size hemen hemen her imkanı sunacaktır.

O zaman gelelim bizim Gelengi’nin konuyla ilgisine J Sincaplar her zaman insanlara sevimli ve sempatik gelmiştir. Bu sevimli canlıların yakın akrabası olan gelengi de toprakta yaşayan bir sincap türüdür. Bu nedenle bir ismi de Anadolu Yer Sincabı’dır. Çok hızlı hareket eden bu sevimli sincap çok iyi bir kazıcıdır da. Yani toprakla oynamayı çok sever. Tıpkı çocuklar gibi. Biraz haylaz ve şımarık görünen hareketleri ve ürkeklikleri nedeniyle sevimli çocuklarımızı çağrıştırırlar bize. Bu nedenle doğada bu sevimli hayvanı izlemek, onun fotoğraflarını çekmek hep çok eğlenceli gelmiştir bana. Yuvasına açılan bir çok delik olduğu için bazen girdiği delikten değil de bam başka bir delikten çıkıverir ve sizi şaşırtır.

Uzun süre iş yoğunluğu ve çeşitle nedenlerle doğaya çıkamadığım bir dönemden sonra ilk arazimde işte bu sevimli Anadolu Yer Sincabı o gün beni peşinden koşturup üstüne birde tebessüm ettirerek bende ne stres ne de yorgunluk bırakmıştı…

Yaban hayvanlarının bir çoğu doğal ortamında size bu güzellikleri verebilir. Bir tilkiyi avlanırken izlemek çok keyiflidir. Kuşların uçuşları, senkronize hareketleri ve harika ötüşleri sizi çok rahatlatacaktır. Bir dürbün marifetiyle bu güzelliklere daha yakından bakabilir veya benim yaptığım gibi fotoğraf makinesi ile onları kayıt altına alabilirsiniz.

Hadi o zaman ilk fırsatta sevimli yer sincabımızın adeta haykırarak yaptığı davete hayır demeyelim. Doğaya koşalım. Doğa bizi rahatlatacak, mutlu edecek ve tedavi edecek… Ama doğayı her zaman yanımızda bulabilmek için onu asla kirletmeyelim, hırpalamayalım, üzmeyelim ve öldürmeyelim. Doğa’da ayak izimizden başka bir şey bırakmayalım. Bu gün doğamızı korumazsak yarın koruyacak doğa kalmayacak…

Ali ŞENEL
Fotoğrafçı Yönetmen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.