Reklam

Bandırma Haber

Kues’li Nikolaus/Nikolaus Cusanus

1401 yılında Kues şehrinde Johan Krebs isimli bir tüccarın oğlu olarak dünyaya gelen Nikolaus Cusanus, geç ortaçağ ve erken yeniçağ döneminin ilk Alman hümanistlerindendi.

Kues’li Nikolaus/Nikolaus Cusanus
Burak ERGİN
Burak ERGİN( burakergin@objektifhaber.com.tr )
6.426 views
29 Nisan 2019 - 10:24

Heidelberg, Padua ve Köln’deki eğitim döneminden sonra bilim ve din adamı olarak zamanın cemiyet hayatında basamakları hızla çıkarak Basel’de ruhani konsil üyesi, Roma Kilisesi kardinali, Brixen piskoposu, Almanya’da Papa temsilcisi ve Roma’da Papa vekili olarak görev yaptı. Papa II. Pius’un danışmanı olarak din adamları ve kilise reformu çalışmalarına katkıda bulundu.1464 yılında Umbrien’de yaşamını yitirdi. Mezarı, Roma’daki San Pietro in Vincoli Kilisesi’nde, kalbi ise isteği üzerine St. Nikolaus Hastanesi’nin şapelinde gömülüdür.

Nikolaus Cusanus, 15. yüzyılın en önemli filozoflarından biriydi. Evrenin sonsuzluğunu ifade den ilk filozof olarak matematik biliminin yeni çağın kılavuzu olmasına öncülük etti. Kopernik’ten Einstein’a kadar yeni çağın bilim insanlarının onayladığı bir dünya görüşüne hayat verdi. Roma Kilisesi Kardinali olarak yaşamı boyunca kilisenin birliği ve içsel yenilenmesi için mücadele etti. Düşüncesinin temel taşı “karşıtların uyumlu bir birlik içinde uzlaştırılması” idi. Özellikle bize aktarılan Casanus vaazları, derin Hıristiyan vahiy inancıyla yoğrulan ve daima aklın gücü üzerinden kendini gizleyen tanrıya yakınlaşmayı arayan insanı açığa çıkarttı.

Ana eseri, De Docta Ignorantia’yı (Eğitimli cehalet/Bilge bilgesizlik)12 Şubat 1440 tarihinde tamamladı. Ortaçağ ve yeniçağ arasında bir sınır taşı olarak yer alan bu eserde; Kopernik, Galilei ve Kepler’i aşan Einstein’ın modern astrofiziğinin ışığında, yapısal doğruluğu kabul gören Kozmos‘u yeniden tanımladı ve bu görüş, ortaçağ teolojisi ve yeryüzü merkezli dünya görüşünün yerine geçti.15. yüzyılın ortalarında evrenin sonsuzluğunu öğretenlerden ilkiydi. Aynı zamanda Rönesans döneminin en büyük universal (çok yönlü) bilim insanlarından biriydi. Hukuk, felsefe, teoloji, astronomi ve daha birçok dalda ders verdi. Ancak din adamı ve kardinallik görevleriyle daha derin bir iz bıraktı. Düşünce biçimimizle tanrıyı kavrayamayacağımızın farkında olmasına rağmen hep tanrıya ulaşacak yolları aradı. “Sadece suretinde, yaradılışın sembollerinde onun farkına varabiliyoruz,” diyerek eserlerinin çoğunda nasıl imana gelinebileceğini öğretti. Haklı olarak büyük bir mutasavvıf olarak anıldı. Diğer taraftan din adamı, politikacı ve zamanın en büyük reformist düşünürlerinden biriydi.

1432 yılında kilise ve devlet için reform tavsiyelerini içeren Concordantia Catholica (Her şeyi kuşatan ahenk üzerine) adlı eserini Basel Konsili’ne sundu. O sırada Basel’de tartışılan kilisede gücün kimde olması (Papa’nın bizzat kendisinde mi yoksa piskopos ve kardinaller kurulunda mı) gerektiği sorunsalına concordantia’dan (birlik) yana tavır aldı. Papa ya da kurulun münferiden değil, tanrı ruhunun da katkısıyla beraberce kararlarını almalarını savundu. Döneminde tartışılan devlet reformu hakkında da önerilerde bulundu. Yukarıda belirtilen ilk dönem eserinde, sürekli güçlenen derebeylerin, partikülarizm (bölgecilik) akımına karşı merkezi devlet otoritesinin güçlendirilmesini destekledi. Yargı birliğini, nizamı sağlayan polisiye kuvveti ve yasaların geliştirilmesi için periyodik meclis oturumları yapılmasını talep etti. O döneme göre ne kadar da modern düşünceler!

Tüm insanların doğa gereği hür olmalarına rağmen, düşünürleri meşgul eden ezeli temel sorunlardan biri olan insanlar üzerinde hüküm sürme gücünü kimin bahşettiği sorusuna yanıt aradı. Nihayetinde bugün de halen geçerli olan cevabı verdi: “Herkesi ilgilendiren şeyin, herkes tarafından onaylanması gerektiği için yasa; yasanın uygulanacağı kişiler tarafından, sorumlu tutulan seçilenlerin çoğunluğu marifetiyle yapılır.”

Nikolaus Cusanus, De pace fidei (İnanç barışı üzerine) isimli eserinde ise tanrının insanları farklı şekillerde yaratmış olduğu gibi insanların da onu farklı şekillerde algılamasından hareketle, hoşgörü kavramını irdeledi. Bu nedenledir ki tanrıyı algılamanın farklı formlarının ve ibadetlerin tanrı tarafından istenildiğini ve hiçbir zaman şiddet yoluyla giderilmesi gereken kusur ve günahlardan olmadığını savundu. Nikolaus Cusanus’un, yüzyıllar öncesinde ve bugünün dünyasında yapılan din savaşlarının dehşeti karşısındaki çağdaş yaklaşımı ne kadar da ilginç değil mi?

kaynakça  :
-Vereinigung zur Förderung der Cusanus-Forschung e.V.
 Cusanus Gesellschaft
-Paul-Heinz Koesters,Deutschland Deine Denker,Goldmann Verlag,1983

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.