Reklam

Bandırma Haber

SAPMA !

Objektif Haber’in köşe yazarı İsmail Akyol’un Sapma adlı yazısı yayında !

SAPMA !
İsmail Akyol
İsmail Akyol( ismail@objektifhaber.com.tr )
3.987 views
15 Nisan 2019 - 14:28

Sapma sözcüğünün, biri fizikte diğeri dil bilgisinde kullanılan ve TDK sözlüğünde tanıtlanan iki anlamıyla giriş yapmak istiyorum. Fizik Biliminde “Bir ışının saydam bir biçmeden geçtikten sonraki doğrultusu arasında oluşan açı.” Dil Bilgisinde ise “ Bazı kelimelerin kurallara göre almaları gereken biçimlerden uzaklaşmaları durumu ”dur sapma.

Yani kendi dilimize tercüme edersek, orijinin bozumudur Sapma. Çıktığı nokta ile vardığı nokta arasındaki ilgisizliktir. Verdiğiniz bir sözle, onu tutma arsındaki açı farkıdır Sapma. Örneğin sizi Yenikapı’dan Bandırma’ya götürme taahhüdü veren İdo deniz otobüsleri firmasının sizi Marmara Adasına götürmesidir. Örneğin sizi Erdek’e bırakması, derecesi daha küçük bir Sapmadır. Yani halkın cömert ağzıyla ‘herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine’ değimi, büyük açılı bir sapmanın ifadesidir.

Bilimde, sapma hemencecik ölçülebilir. Ancak Toplumsal katmanda, ölçülebilir, görülebilir olması zaman alabilir. Çünkü nihai olarak söz konusu olan, Toplumsal yayılımdaki insanın doğasıdır. Görmek, insanın benlikli doğasında zorlu bir hale gelebiliyor.

Şimdi objektif cihazların kayıt altına aldığı iki fotoğraf ve birkaç cümle ve kelimeyle AKP’nin sapmasını ve bizi saptırmasını göstermeye çalışacağım.

İşte; 4 Kasım 2002 ilk balkon konuşmasının fotoğrafı…

BAŞLARKEN…

Fotoğrafta AK Partinin kurucuları ve tayin ettikleri liderleri Recep Tayyip Erdoğan var. Yaşar Yakış, Vecdi Gönül, Abdullah Gül, Abdülkadir Aksu vs…Bir ekip, bir takım, birkaç akıl, el ve adam var. Katılır-katılmazsınız ama her birinin bir sözü, bir bakış açısı, karakteri ve geleneği olduğu aşikar.

O balkonda hatibin,  dinleyenlere taktığı ad: “Değerli vatandaşlar…”

O hatibin, o seçim sonrası ağzından ilk çıkan cümle “Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir.”

O hatip, “aş, iş, ekmek sorununuz kalmayacak” diyor.

O hatip, “Avrupa birliğine hızlı giriş” diyor.

O hatip, “Anayasal kurumlar” diyor.

O hatip, “ülkemizin dünya ile entegrasyonu” diyor.

“Demokrasinin daha iyi çalışması için oy verdiniz. Sizler insanca yaşamanın erdemine ulaşmak için oy verdiniz. Sizler insan hak ve özgürlükleri için Ak Partiyi işaret ettiniz” diyor.

Vesaire vesaire…Başlarken böyleydi. BITIRIRKEN

Beraber yola çıktığı bütün arkadaşlarını, Doğu Bloku Komünist siyaset geleneklerini aratmayacak bir yıkıcılıkla parti dışına itmiş. İtmekle yetinmemiş, siyaset sahasını kapatmış onlara, onları sessizliğe, görünmezliğe hapsetmiş.

 Ara balkon fotoğraflarında daha kullanışlı, mutlak itaati sunabilen ve kesin olarak salt kendi eliyle seçtiği, var ettiği tiplerle yola devam ettiğini görebilirsiniz. Tabi işin belkemiğinde daha çok akrabalık bağları vardır artık.

Bu hatibin ağzından çıkan “değerli vatandaşlarım” hitabı değil artık: “Benim milletim” hitabı… Ve bu milletin, seçimlerde kaybedilen belediye başkanlığı için “Ankara bizimdir bizim olacak” bağrışları…

Avrupa Birliği standartlarından yüz çevirip, Avrasya standartlarına erişme peşindeyiz artık. Diktatörler hangi coğrafyada olursa olsun onlarla müttefik olmaya koşuyoruz.

Bireysel haklar ve özgürlükler bir yana, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak gibi kişilerin ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldığı bir noktadayız.

“Hâkimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” amentüsünden, seçimle de olsa ‘İstanbul’u vermeyiz’ noktasına vardık.

Anayasal kurumlarımızın tamamen şahsiyetsizleştiği yerdeyiz artık.

“İş, aş ve ekmek” meselesinde, işsizliğin yüzde on üçlere, enflasyonun gıdada yüzde otuzlara çıktığı ve bir grup çevrenin devletin sırtından firavun gibi zenginleştiği noktadayız.

Fetih çadırları hamasetinden vardığımız nokta; içinde kıvırcıkların, karnabaharların dizildiği sebzelerden müteşekkil ‘Enflasyonla Mücadele’ çadırları.

Birinci sınıf ülke olma heyecanı, yerini, alçakça hesaplar ve çıkarlar peşinde olan, yerli ve yabancı, büyük lider pohpohlamalarına bıraktı.

 Pasaportumuz da, paramız da ciddi değer kaybına uğradı: Vietnam bile pek hoş karşılamıyor artık pasaportumuzu, Çin neredeyse vize vermiyor bize.

İşin ironik kısmı da şu: Sağına milliyetçi Devlet Bahçeli’yi, daha derinde dursa da soluna -yine sözüm ona milliyetçi- Doğu Perinçek’i alarak ve sürekli pazarlıkla onları tutarak, Türkiye’yi seçim sonuçlarının dahi tanınmadığı hale getiren İslamcı gelenekten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

 Demokrasi inancının, ‘Kutsal Sandığı’na el attıkları yetmiyormuş gibi, şimdi iğfale kalkıyorlar. Eğer bu ‘Kutsal Sandığı ’da yitirirsek elimizde ne kalacak. Son yıllarında geçirdiğimiz; korkunç düzeyde adaletsiz seçimlere rağmen, umudunu seçme hakkına inanarak ayakta tutan biz diğer millet ne yapacağız?  Sizden olmayan, sizin gibi düşünmeyen, inanmayan vatandaşlara ne önerirsiniz?

Başta İstanbul olmak üzere bu ülke uluslararası yağmalama borsasına, neredeyse açılmış durumda. O çok fazla yaslanma heveslisi olduğunuz Rusya ve Çin, Batı’yı yitirdiğiniz an paletleriyle girer bu topraklara, evet bu çok zor ama bunu siz mümkün kılıyorsunuz.

Ahmet Davutoğlu’nun bahsettiği ‘değerli yalnızlık’ bu herhalde… AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Merkez binasının balkonundaki son konuşmasında da tecelli bulmuş.

Avrupa merkezciliğinin, paradoksal bir yansımayla şekillendirdiği, İslamcılığın, Doğuculuğun ve benzeri bilmem neciliğin (ki buna sol versiyonları da dâhildir) kapasite olarak vardırabileceği hiçbir güzel gelecek yok.

Beşinci sınıf bir oryantalizm… Beşinci sınıf bir arabesk ve dramayla varılan ve varılacak olan tam bir hezimet. Memleketi sonsuza kadar, yangın yeriymiş gibi yaparak mı idare edeceksiniz? Bu ülkenin hakkı bu nokta değil.

Belediye başkanlık seçimlerinden sonraki ilk ve en son balkon konuşmasında, AKP balkonundan, ancak Cumhurbaşkanı sıfatıyla olsa gerek, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “özellikle vurguluyorum” dediği şey, “dört buçuk yılda yapacağımız şey ‘sistemi tahkim etmek” Varın siz hesap edin… Ortada, tek adam dışında bir sistem varmış gibi…

NOT : objektifhaber.com.tr internet haberciliği sitesindeki yazarların yazmış oldukları metinlerden kendileri sorumludur.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.