Reklam

Objektif Haber

30 Mart Dünya Bipolar Günü

Psikiyatrik rahatsızlıkları doğru anlamak ve anlatmanın damgalamayla mücadele açısından altın standart olduğu düşüncesindeyim. Bu gün, 30 Mart dünya bipolar günü vesilesiyle bipolar bozukluğu tanıyalım:

30 Mart Dünya Bipolar Günü
1.855 views
29 Mart 2019 - 18:14

Basitçe iki uçlu duygulanım bozukluğu olarak ifade edilecek bu rahatsızlıkta belli periyotlarla döngüsel duygusal değişiklikler karakteristiktir. Taşkın(manik) duygusal dönemler tanı için olmazsa olmazdır, ancak buna zaman zaman depresif dönemlerde eşlik edebilir.

Manik dönemde şahıs:

*Aşırı enerjik ve güçlü hisseder
*Sürekli heyecanlıdır
*Düşünceleri hızla değişebilir
*Odaklanmakta ve dikkat sorunları yaşayabilir
*Uyku ihtiyacı azalmıştır
*Konuşması ve hareketleri hızlanmıştır
*Cinsel istek ve yönelimi artabilir
*Aşırı neşe ve iyimserlik hali mevcuttur,
*Engellendiği durumlarda çok çabuk sinirlenebilir
*İştah problemleri
*Alkol ve uyuşturucu kullanma eğilimi artabilir
*Aşırı harcama yapabilir, riskli aktivitelere katılabilir.

Depresif dönemde ise aksine:

*Çok enerjisiz ve yorgun hissedebilir
*Karamsarlık hali mevcuttur,
*Hiçbir şeyden zevk alamama hali vardır,
*İştah problemleri
*İçe kapanır, aileden ve çevreden uzaklaşır,
*Uyku bozuktur,
*Keyif alarak yaptığı faaliyetlere karşı ilgisiz azalmıştır,
*Kendini değersiz ve suçlu hissedebilir,
*Özkıyım eğilimi artabilir

Hastalığın toplumdaki yaygınlığı farklı çalışmalarda %1-3 arasında gösterilmektedir. Kadın-erkek oranı hemen hemen eşittir. İlk ortaya çıkış yaşı olarak 15-35 arasında değişim gösterebilmektedir. Bir çok psikiyatrik durum gibi nedeni tam olarak tarif edilemese de genetik yatkınlığın en çok rol oynadığı ruhsal sıkıntılardan biridir. Buna rağmen ailede bir bipolar olması sizinde illa yakalanacağınız anlamına gelmez, sadece bu durumda risk oranı % 7-10’lara yükseliyor görülmektedir.

Psikiyatrik rahatsızlıklarla ilgili önyargıları kırmanın belki de en etkili yolu artık bunları saklanacak, ayıplı bir şey olarak göstermemek, görmemek olabilir. Hasta mahremiyeti her uzmanlık dalı için önemlidir elbette ama onun ötesinde bir gizleme teşviki damgalama sorununu çözmeye yardımcı olmaz kanaatindeyim. Konunun kamu spotları yada uzman görüşleriyle ”efendim, bunlar da normal hastalıktır” şeklinde, etkisiz hatta bazen ters etki yaratacak şekilde ele alınması yerine, emek harcanarak mesajı subliminal veren prime-time programlarla işlenmesi toplumsal bilinç gelişimi açısından önemlidir ve nadiren güzel örnekleri de vardır bunun.

Toplumsal hayatımızda ve resmi işlerinde bu tür hastalarımıza genellikle farklı bir muamele ihtiyacı olmadığı gibi çoğu durumda uygun da değildir. Doğal davranmak en doğrusudur. Genellikle zeka ile ilgili bir sorunları olmadığından garip ve idare edici davranışlar işleri daha karmaşıklaştırabilir.

Bazen malesef kimi kamu kurumlarındaki tutumlar da haklı gerekçelerle bile olsa damgalanma algısına olumsuz katkı sağlayabilmektedir. Söz gelimi stresli bir dönemde basit ve düşük doz bir antidepresan kulllandığı için işe başlama, işini devam ettirme yada herhangi bir belgeyi almada güçlük çeken vatandaş sonraki psikiyatrik yardım arama davranışından hem kendisi kaçınabilmekte hem de çevresini bu yönde etkileyebilmektedir. Bu durumun çözümü belki her vakayı aynı kefeye koymayarak, bağlayıcı kuralları biraz esnetip, vakanın durumuna uzmanlar heyetinin karar vermesiyle sağlanabilir. Ya da başka bir çözüm aranabilir, bilemem… Unutulmaması gereken en önemli nokta şudur ki hemen her zaman bir uzmanın uygun gördüğü tedaviyi almamanın riski tedavininkinden daha büyüktür. Hastaların gerektiği halde damgalanma kaygısıyla tedavi almaktan kaçınmaları hele güvenlik yada toplu taşıma gibi konsantrasyon ve kontrolün çok önemli olduğu iş kollarında çalışıyorlarsa çok üzücü sonuçlar doğurabilir.

Bipolar bozuklukta bu durum başka açılardan da önem arzeder çünkü tedavinin paradoksları vardır. Bir kere bardak yarı doludur bu rahatsızlıkta: yani tedavi görmediğinde çok ciddi klinik belirtiler mümkünken tedaviyle hemen tamamen normale dönebilen bir durumdur; Ancak açmaz şudur ki özellikle mani ve hipomani döneminde hasta kendisini iyi hissettiğinden bir tedavinin gerektiğine inandırmak güç olabilir, ikna olsa bile tedaviyle ulaşacağı normal duygulanım düzeyi öncekinin altında olacağı için kendini daha mutsuz, daha güçsüz hisseder ve sürdürmekte istekli olmaz haliyle. Hatta aşırı bir durum yoksa bu algıya hastanın çevresi bile destek verebilmektedir; sürekli neşeli, konuşkan, espriler yapan, parası olsun olmasın etrafına bir şeyler ısmarlayan biri daha popüler olarak algılanabilir.

O zaman niye hastaları tedaviye zorlayıp daha mutsuz bir düzeye çekmek durumundayız sorusu akla gelebilir; sorun şudur ki gerçekle bağıntısı azalmış bir aşırı güven hali bir çok sıkıntı yaratabilir; söz gelimi aşırı taşkın halle patronuna yada bir devlet büyüğüne yersiz ve uygunsuz şakalar yapma yada sözler sarfetme durumu olabilir, kendisini çok güçlü gördüğü için fiziksel çatışmalara girip zarar görebilir, özel yetenekleri olduğunu düşündüğünden riskli yada toplumca hoş görünmeyen aktivitelere eğilim gösterebilir, borç içindeyken kendini zengin algılayıp para savurabilir yada çok çekici olduğunu düşündüğünden sürekli cinsel jestler ve tekliflerde bulunabilir. Takdir edersiniz ki bu tür durumlar şahsın sosyal ve mesleki işlevselliğini hayli zora sokabilir; hepsinin ötesinde özkıyım riski içeren ve manik atağı takip eden depresif dönem hiç de seyrek değildir. Tüm bu nedenlerle atağın acilen uzman tercihiyle yatarak yada ayaktan tedaviyle kontrol altına alınması ve sonrasında da koruyucu tedavinin aksatılmadan kullanılması büyük önem arzeder.

Güzel yanı şudur ki tedavisini aksatmayan olgular hemen tamamen hastalık öncesi işlevselliklerine, işlerine ve sosyal yaşantılarına dönebilmektedirler.

Psikiyatrist Dr.ilkay başak

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.